Çocuklardaİşitme Kaybı
Çocuklarda işitme kayıplarıdış kulak ya da orta kulak kaynaklıysa ilaç veya cerrahi yöntemler ile işitmekaybı tedavi edilebilir. Ancak iç kulakta kalıcı bir işitme kaybı söz konusuysaişitme tipine ve derecesine uygun bir işitmez cihazı uygulanabilir.
İleri ya da çok ileri derecebir işitme kaybı söz konusuysa koklear implant ya da biyonik kulak denilencihazlar ameliyat yardımıyla kullanılabilir. Koklear implant, bir tür işitmecihazıdır, fakat diğerlerinden farklı olarak direk olarak işitme siniriniuyararak çok daha kaliteli ve yükse bir ses elde edilmesini sağlar.
Koklear implantla çok ileriderecedeki işitme kayıplarında normal konuşma dil gelişiminin sağlanmasınayardımcı olur. Eğer çocuk, yenidoğan işitme taramasından geçtiyse ve bir riskfaktörü yoksa o zaman rutin olarak işitme testi yapılmasına gerek yoktur.
Ancak ilk üç yaş işitme vekonuşma gelişimi açısından kritik bir dönem olarak kabul edilir. Ailelerinçocukların işitme ve konuşma gelişiminiyakından takip etmeleri ve bir gecikme ya da sorun sezdiklerinde doktorabaşvurmaları önerilmektedir. Eğer risk faktörü varsa yıllık yapılan odyolojikkontrollerle çocuğun kontrol altında tutulması gereklidir.
Genellikle doğumsal işitmekayıpları genetik geçişli olabilir, bu durum iç kulağın gelişmemesi, salyangozdenilen bölümün az gelişmesi veya hiç gelişmemesi ve santral sinir merkezinebağlı olarak değişebilir.
Bebeklerde yaşanan işitmekayıpları yine dış kulak, iç kulak, orta kulak ya da santral sinir sistemiyleilgili olabilir. Dış kulak ve orta kulak problemleri tedavi edilebilir işitmekayıpları arasında yer alır. İç kulak ve santral işitme merkezlerinde olanişitme kayıplarının genellikle geri dönüşü yoktur.
Çocuklarda işitme kaybı,yine bebeklik döneminde olduğu gibi dış kulak, orta kulak, iç kulak ve santralsinir sistemine bağlı olarak gelişebilir. Özellikle menenjitli çocuklarda,hastalık hayati risk taşıdığı için genellikle kulak kontrolleri atlanabilir. Budurumda menenjite bağlı olarak iç kulak sıvısı iki ay ile bir sene içerisindekemikleşerek işitme kaybına neden olabilir. Bu durumda doktorun çocuğu kontrolederken kulak yollarını da belirli aralıklarla kontrol etmesi gerekir.
Genetik faktörler, prematüredoğum, kraniyofasiyal anomaliler denilen baş ve yüz bölgesindeki yapısal anomaliler, kan uyuşmazlığına bağlı gelişensarılık, geçirilen ateşli hastalıklar, menenjit, kafa travması, ototoksikilaçların kullanımı ve annenin gebelik döneminde geçirdiği ateşli hastalıklar bebekve çocuklarda işitme kayıplarına neden olabilir.
Bebeklerde işitme kaybınınilk belirtisi bebeğin sese tepki vermemesi veya tutarsız tepkiler vermesidir.İlk üç ay içinde ani bir ses duyduğunda sıçraması veya yüksek sese karşı hassasolup uyanması ya da ağlaması beklenir. Altıncı ay itibariyle ses kaynağınadoğru bebeğin o yöne başını çevirerek bakması veya tepki vermesi beklenir. Biryaşa yaklaşıldığında bebeklerin bir veya iki kelimelik “buraya gel, otur, kalk”gibi kolay komutları algılanması beklenir. Bu gelişim aşamalarında herhangi birproblem ya da farklılık hissedilirse mutlaka bir işitme testi yapılmalıdır.
Çocuklar duyduğunu taklitederek öğrenir, bu yüzden duyması çok önemlidir. Eğer seslere tepki vermiyor,başını çevirmiyorsa çocuğunuzu mutlaka işitme sorunuyla ilgili bir doktoragötürmelisiniz.
Çocuklarda yaşanan işitmekayıplarının bazı belirtileri olarak örneğin; söylenen şeylere tepki vermiyorsa,insan sesi veya diğer yabancı seslerin nereden geldiğini algılayamıyorsa, yaşıtlarındangeç konuşuyor veya hiç konuşamıyorsa, kelimeleri söylerken duraksıyorsa ve birdenfazla sesi ayırt etmekte güçlük çekiyorsa işitme sorunu yaşıyor olabilir.
Özellikle prematüre doğumişitsel açıdan risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle sadeceişitme ve tarama testinin yapılması yeterli değildir. Bebek, yenidoğanünitesinden taburcu olduktan sonra hem otoakustik emisyon denilen iç kulaktesti, hem de ABR ya da BERA testi denilen ve ileri bir odyolojik tetkik olanbeyin sapı davranım testi ile ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekir.
Çocuklarda yapılandavranışsal işitme testlerinde ise, çocuğa hafif sesler dinletilerek tepkileriölçülür. Bu testler çocuklar tarafından bir oyun olarak algılanırken, doktorçocuğun reaksiyonlarından işitme sorunları olup olmadığına dair bilgi sahibi olabilir.
Yine çocuklarda kullanılaniki farklı test daha bulunmaktadır. Bunlar otoakustik emisyonlar (OAEs) vetimpanometre (akustik immitans) testidir. Otoakustik emisyon testinde, kulağahoparlör yoluyla ses gönderilir ve salyangoza yerleştirilen seslerde birmikrofon yardımıyla kayıt edilir. Böylece salyangozun işleyiş biçimiyle ilgilidoktora önemli bilgiler öğrenmesini sağlar. Kulak zarı ve orta kulağın ne kadarçalıştığının bilgisini veren timpanometre (akustik immitans) testinde ise,kulağa hafif bir hava verilerek kulak içindeki değişimler gözlemlenir.
Bebeklerde işitme kaybı dışkulakta kir birikmesi veya orta kulakta sıvı birikmesi gibi nedenlere bağlıolarak da gelişebilir. Bu sebeplere bağlı gelişen işitme kayıpları doktorunönerdiği ilaçlarla tedavi edilebilir. Fakat iç kulak tipi kalıcı bir işitme kaybı saptandıysa mutlaka en kısazamanda işitme cihazı kullanımına geçmek gerekir.
Bebeklerde üçüncü aydan önceişitme kaybı tanısının kesin olarak konulması ve altıncı aydan önce bebeğecihaz takılıp hem işitsel hem de sözel eğitime başlanması bebeğin zihinselgelişimi için önemlidir. Eğer, çok ileri derecede bir işitme kaybı sözkonusuysa bir yaş civarında bebek için koklear implant veya biyonik kulakaçısından değerlendirmeler yapılabilir.
Koklear implant, bir türişitme cihazıdır ancak cerrahi olarak kulak içine yerleştirilen iç parçalarıbulunur. Bu şekildeki çok ileri derecede işitme kaybı yaşayan çocuklara koklearimplant tedavisi yapılarak, normal dil ve konuşma gelişimi sağlanır. Çocuk,böylece kendi yaşıtlarıyla normal okullarda eğitim görebilir.
Uzm.Dr.Yunus Emre BIKMAZ
ÇocukSağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
KudretInternational Hospital