Genel Cerrahi
Genel Cerrahi, vücutta sistemik ve yerel sorunların cerrahi yöntemlerle tedavisinin yapıldığı bölümdür. İlgi alanının genişliği nedeniyle birçok bölümle eş güdümlü çalışır. Genel Cerrahi hastalarının büyük bölümünü çeşitli tipte kanser vakaları ve çoklu organ yaralanmaları oluşturur. Bu hastalar için tanı, ameliyat ve sonraki tedavi aşamalarının planlanmasında diğer bölümlerle iş birliği sağlanır. Hastanemizin Genel Cerrahi Bölümü, deneyimli uzman doktor kadrosu ile hizmet verir. Genel cerrahi kapsamında her türlü cerrahi müdahale yapılabilmekte olup özellikle çeşitli tipte kanserlerin erken tanısı için tarama ve detaylı takip programları uygulanmaktadır.
Genel Cerrahi Tedavi Alanları
- Hemoroid (basur), fissür (yırtık), kıl dönmesi ameliyatları
- Yamalı/yamasız fıtık ameliyatları
- Safra kesesi ameliyatları (açık–kapalı)
- Reflü ameliyatları
- Tiroid bezi (guatr) ameliyatları
- Meme hastalıklarının tanısı ve ameliyatları
- Yemek borusu, mide, ince bağırsak, karaciğer, pankreas, kalın bağırsak ve rektum hastalıklarının tanı ve ameliyatları
Obezite belirtileri nelerdir?
Obezitenin en temel belirtisi vücutta aşırı yağ dokusu birikimidir. Fazla kilolar, görsel sorunların yanı sıra çeşitli sağlık problemlerine de yol açabilir. Obeziteye bağlı belirtiler:
- Terleme, çabuk yorulma
- Nefes darlığı
- Horlama ve uyku apnesi
- Cilt sorunları
- Sırt ve eklem ağrıları
- Psikolojik sorunlar ve benlik saygısında azalma
Bu sorunların önlenmesi ve obeziteye bağlı kronik hastalıkların engellenmesi için fazla kilonun obeziteye ilerlemeden kontrol altına alınması önemlidir.
Obezite nedenleri nelerdir?
Temel neden, alınan enerjinin harcanandan fazla olması ve bu fazlanın yağ olarak depolanmasıdır. Değerlendirme vücut kitle indeksi (VKİ/BKİ) ile yapılır; obezite VKİ ≥ 30 olan bireylerde tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü sınıflaması:
- 18.5 altında — Az kilolu
- 18.5 – 24.9 — Normal kilo
- 25.0 – 29.9 — Fazla kilo
- 30.0 – 39.9 — Obez
- 40.5’in üzeri — Morbid (ciddi)
- 50 ve üstü — Süper obez
Sağlıksız/dengesiz beslenme, genetik yatkınlık, hormonal bozukluklar, tiroid hastalıkları ve bazı ilaçlar obeziteye yol açabilir.
Obezitenin yol açtığı hastalıklar nelerdir?
Diyabet – İnsülin Direnci
Aşırı yağ dokusu hücrelerin insüline duyarlılığını azaltır (insülin direnci) ve kan şekeri yükselir. Tip-2 diyabet obez bireylerde sık görülür. Zayıflama veya obezite cerrahisi, prediyabet döneminde diyabete geçişi önlemede etkilidir.
Hipertansiyon
Obez bireylerde hipertansiyon riski artar. Yağ dokusundaki artış, hiperinsülinemi, insülin direnci ve damar yapısındaki bozulmalar rol oynar. Kilo kontrolü koruyucudur.
Koroner Arter Hastalığı
Karın çevresi yağlanması kalp üzerine yük bindirir; insülin direncine bağlı damar duvarı hasarı kardiyovasküler riskleri yükseltir.
Safra Kesesi Hastalıkları
Yüksek kolesterol, safra kompozisyonunu bozarak taş oluşumuna ve safra yolu tıkanıklıklarına yol açabilir.
Felç (İnme)
Damar yapısındaki bozulmalar ve hipertansiyon riski nedeniyle miyokard infarktüsü ve beyin kanaması olasılığı artar.
Uyku Apnesi
Yumuşak damak ve küçük dilde sarkma, üst hava yolunda daralma ve yatar pozisyonda artan solunum direnci uyku apnesine neden olabilir.
Astım
Obez bireylerde astım daha ağır seyreder, atak sıklığı artar ve kontrol zorlaşır.
Psikolojik Problemler
Estetik ve sosyal zorluklar depresyon, özgüven eksikliği ve obsesif kompülsif bozukluk gibi sorunlara yol açabilir.
Obezlerde mortalite artar. Tedavi, hastanın durumuna göre diyetisyen eşliğinde kişiye özgü beslenme planlarıyla veya ileri olgularda obezite cerrahisi ile planlanır.
Morbid obezitede tedavi yaklaşımı nasıldır?
Morbid obezite (hastalık derecesinde şişmanlık) modern yaşamla artmıştır ve tip-2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, eklem sorunları, uyku apnesi, psikolojik ve dermatolojik problemlerle ilişkilidir. Organlarda ve çevre dokularda yağlanma görülür. Obezite, bazı kanser risklerini de artırır. Gebelikte morbid obezite anne ve bebek için ek riskler taşır.
Obezite cerrahisi nedir ve hangi hastalara uygulanır?
Morbid obezitede cerrahi en etkili ve kalıcı tedavi seçeneklerindendir. Diyet ve egzersizle kalıcı başarı düşük olabilir. Cerrahi, iştahı azaltır ve mide hacmini küçültür; metabolik etkilerle glisemik kontrolü de iyileştirir. Yine de ilk yaklaşım uygun hastalarda diyet ve egzersiz olmalıdır.
Cerrahi kararında multidisipliner değerlendirme esastır: endokrinoloji, diyetisyen ve gerektiğinde psikiyatri. Ameliyat öncesi hormonal değerlendirme, endoskopi ve beslenme eğitimi yapılır. Ciddi psikiyatrik hastalık, alkol/ilaç bağımlılığı ve bilgilendirilmiş onamı engelleyen durumlarda cerrahi uygun değildir. Aile desteği önemlidir. Uygun koşullarda ameliyatlar laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılır.
Obezite cerrahisi uygulamaları nelerdir?
Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi)
Midenin %75–80’i çıkarılır; kalan hacim yaklaşık 50–100 ml’dir. Kısıtlayıcı bir işlemdir; fundustan salgılanan ghrelin azalmasıyla iştah düşer. Diyabet ve hipertansiyonda ilaç ihtiyacını azaltabilir; etki ameliyat sonrası hemen başlar.
Mide Bypassı (Roux-en-Y Gastric Bypass)
Midenin büyük kısmı ve bağırsakların bir bölümü bypass edilir. Hem alım kısıtlanır hem emilim azalır. Özellikle insülin bağımlı diyabette kan şekeri kontrolünde etkilidir.
Hangi yöntemin uygulanacağı nasıl belirlenir?
Sonuçlar benzer olmakla birlikte tüp mide daha fizyolojik, komplikasyon ve mortalite oranları daha düşüktür; süre daha kısadır. Her iki teknikte 3–4 yıl sonra bazı hastalarda kilo artışı olabilir. Tüp mide sonrası yeniden tüp mide (resleeve) veya mide bypassına dönüşüm yapılabilir; daha önce bypass olanlarda ikinci cerrahi seçenek sınırlıdır. Nihai teknik, hekim muayenesi ve tetkiklerle hastaya özgü belirlenir.
Obezite cerrahisinin komplikasyonları nelerdir?
Her iki teknikte en önemli komplikasyonlar kaçak ve kanamadır; modern tekniklerle oranlar düşmüştür. Minimal invaziv yöntemler (laparoskopik/robotik) iyileşmeyi hızlandırır ve yara komplikasyonlarını azaltır. Endikasyonu olan çocuk ve ergenlerde de güvenle uygulanabilir; ergenliğe morbid obez giren çocukların önemli bir kısmında erişkinde de morbid obezite sürer.
Cerrahi gerektirmeyen mide balonu nedir?
Silikon balon endoskopik olarak mideye yerleştirilip şişirilir; tokluk hissi sağlar. Yaklaşık 6 ay sonra çıkarılır; işlem 20 dakika civarındadır. Cerrahi düşünmeyenlerde veya süper morbid obezitede (VKİ 50–60) ameliyatı kolaylaştırmak için geçici kilo kaybı amacıyla uygulanabilir.
Hemoroid (Basur) belirtileri nelerdir?
Eksternal (Dış) Hemoroid
- Anüs etrafında şiddetli kaşıntı ve rahatsızlık
- Anüs yakınında kaşıntılı, ağrılı yumru/şişlik
- Oturmakla artan ağrı
- Dışkıda kan
Belirtiler çoğu kişide birkaç gün içinde azalabilir.
İnternal (İç) Hemoroid
- Dışkıda veya tuvalet kâğıdında parlak kırmızı kan
- Makattan sarkma (ele gelme)
Sarkık olmayan iç hemoroid genellikle ağrısızdır; sarkma olduğunda ağrı ve rahatsızlık gelişir. Anal belirtilerin tümü hemoroide bağlı olmayabilir; Crohn, ülseratif kolit, kolon/rektum kanseri gibi durumlar da kanamaya neden olabilir.
Hemoroid (Basur) nedenleri nelerdir?
Kronik kabızlık, tuvalette uzun süre oturma, dışkılama sırasında zorlanma ve gebelikte artan venöz basınç hemoroidle ilişkilidir. Bazı çalışmalarda hemoroidli bireylerde anal düz kas tonusunun istirahatte bile yüksek olduğu gösterilmiştir; gerilme anal basıncı artırarak hemoroidleri sfinktere doğru zorlayabilir. Yaşla bağ dokusu zayıflar ve hemoroid şişip sarkabilir.
Hemoroid (Basur) tedavi yöntemleri nelerdir?
Dış hemoroid rahatsızlık vermiyorsa spesifik tedavi gerektirmeyebilir. Düşük dereceli iç hemoroidler ilaçlar ve ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebilir; başarısızlık, komplikasyon veya ileri derece durumlarda cerrahi seçenekler değerlendirilir. İlaçların amacı semptomları kontrol etmek ve altta yatan nedenleri gidermektir (hap, fitil, krem, mendil). Yüksek dereceli veya komplikasyonlu hemoroitlerde cerrahi gerekebilir.
Hemoroidten korunma yöntemleri
- Dışkıyı yumuşak tutmak: liften zengin beslenme (meyve, sebze, tahıl)
- Gerekirse lif takviyesi kullanmak
- Günde 6–8 bardak su/alkolsüz sıvı
- Geldiğinde ertelemeden tuvalete gitmek
- Aktif yaşam ve egzersiz (kiloyu kontrol etmeye yardımcıdır)
- Uzun süre oturmaktan, özellikle tuvalette oturmaktan kaçınmak
Basur kaynaklı belirtileriniz varsa ilerlemeden bir sağlık kuruluşuna başvurun.
Kasık fıtığı nedir?
Kasık fıtığı, karın içi organlarının (çoğunlukla bağırsak) kasık bölgesindeki karın zarı duvarının zayıf noktasından cilt altına çıkmasıdır. Ayakta/öksürük-ıkınma ile belirginleşebilir, yatınca kaybolabilir; tedavi edilmezse büyür. Diyet, egzersiz veya ilaçla kendiliğinden iyileşmez. Erkeklerde sık görülür. Üç tipi vardır:
- Direkt inguinal herni: Karın duvarından direkt çıkar; %40 iki taraflıdır. İleri yaşta kas zayıflığına bağlıdır; genellikle büyük değildir, elle karna itilebilir.
- İndirekt inguinal herni: En sık tiptir; inguinal kanaldan çıkar. Erkeklerde kadınlara göre 10 kat fazladır. Doğumsaldır; tek taraflı ve büyük olabilir, skrotuma inebilir; strangülasyon riski yüksektir.
- Femoral herni: Kadınlarda daha sık; femoral ring bölgesinde oluşur. Gebelik ve fiziksel zorlanma ile ilişkilidir.
Kasık fıtığı neden olur?
Erkek bebeklerde testislerin torbaya iniş yolu olan inguinal kanallar doğum sonrası kapanmazsa zayıf bölge kalır. Ayrıca: kalıtımsal faktörler, kolajen azlığı, bağ dokusu zayıflığı, yaşlılık, kilo değişimleri, ağır kaldırma, kabızlık, ıkınma, kronik öksürük, idrar güçlüğü, gebelik, travma, intraabdominal tümörler neden olabilir. Diğer riskler:
- Kronik akciğer hastalıkları
- Kronik kabızlık
- Prostat hastalıkları
- Genetik faktörler
- Prematüre doğum
- Önceden fıtık ameliyatı
- Sigara kullanımı
- Aşırı egzersiz
Kasık fıtığı tedavisi
İlaçla tedavisi yoktur; tek tedavi cerrahidir. Ameliyat edilemeyecek hastalarda nadiren kasık bağı önerilebilir ancak sıkışma riskinden dolayı uygun hastada cerrahi tercih edilir. Amaç, fıtığı karın içine yerleştirmek, kese oluşumunu gidermek, defekti kapatmak ve nüksü önlemektir.
Kasık fıtığı ameliyatı
Açık veya laparoskopik yöntemlerle uygulanır. Açık cerrahide kasığa ~5–6 cm kesi yapılır; laparoskopide üç küçük kesi ve kamera kullanılır. Her iki yöntemde de organlar karın içine alınır ve mesh (yama) yerleştirilir. Laparoskopi daha konforlu ve daha az ağrılıdır; ancak bazı durumlarda uygun değildir (genel anestezi kontrendikasyonu, prostat ameliyatı öyküsü, boğulmuş/çok büyük fıtıklar). Ameliyat sonrası erken mobilizasyon mümkündür; çoğu hasta ertesi gün taburcu edilir. 1,5 ay ağır kaldırmaktan kaçınmak önerilir.
Laparoskopi nedir?
Laparoskopi; büyük kesiler açmadan karın ve pelvis içine erişimi sağlayan, “minimal invaziv” cerrahi tekniktir. Ucunda kamera olan ışıklı ince bir tüp (laparoskop) ve yardımcı trokarlar kullanılır. 1–1,5 cm’lik birkaç kesi yeterlidir; komplikasyon riski, iyileşme süresi ve iz daha azdır. Günümüzde safra kesesi ve jinekolojik ameliyatların yanı sıra birçok organda teşhis ve tedavide kullanılır.
Laparoskopi neden yapılır?
- Hastalıklı/hasarlı organın çıkarılması
- Safra kesesi operasyonları
- Kist ve miyomların alınması
- Apandisit (apendektomi)
- Divertikülit/ÜK nedeniyle bağırsak rezeksiyonu
- Mide ülserlerinin tedavisi
- Prostat, böbrek, mesane operasyonları
- Ektopik gebeliğin sonlandırılması
- Fıtık onarımları
- PID ve endometriozis tedavisi
- Rahmin alınması (histerektomi)
- Biyopsi işlemleri
Teşhis amaçlı; pelvik inflamatuar hastalık, endometriozis, ektopik gebelik, yumurtalık kistleri, inmemiş testis, fibroidler, açıklanamayan infertilite ve karın ağrısında; ayrıca pankreas, karaciğer, yumurtalık, safra yolları ve safra kesesi kanserlerinin değerlendirilmesinde kullanılabilir.
Laparoskopi nasıl yapılır?
Genel anestezi altında uygulanır. Operasyon öncesi değerlendirme ve hazırlık yapılır (açlık, kan sulandırıcıların kesilmesi). Küçük deliklerden laparoskop ve aletler yerleştirilir; karın karbondioksit gazıyla şişirilir. İşlem bitiminde gaz boşaltılır ve kesiler kapatılır. Teşhis amaçlı işlemler genelde 30–60 dakika sürer; tedavi edici operasyonlarda süre değişkendir. Çoğu hasta aynı/ertesi gün taburcu edilir. Komplikasyon riski düşük olmakla birlikte enfeksiyon, kanama, anesteziye bağlı bulantı/kusma görülebilir.
Laparoskopi sonrası iyileşme süreci nasıldır?
İyileşme açık cerrahiye göre daha kısadır. İlk saatlerde bulantı, halsizlik; kesi çevresinde ağrı olabilir. Taburculuk öncesi ilaçlar ve dikkat edilmesi gerekenler anlatılır. Eriyen dikişler sıklıkla kullanılır. Yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı/kusma, anormal akıntı ve yara yerinde sorunlar gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Karbondioksit gazına bağlı karın/omuz ağrısı birkaç gün içinde geçer. Günlük yaşama dönüş; işlemin kapsamına göre 5–12 hafta arasında değişebilir.
Kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs) nedir?
“Pilonidal sinüs”, hijyenin sağlanması ve vücut tüylerinin düzenli alınmasıyla önlenebilir; ancak ortaya çıktıktan sonra kendiliğinden geçmez. Tedavi için genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır.
Kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs) vücudun hangi bölgelerinde görülür?
En sık kuyruk sokumu (intergluteal oluk); nadiren göbek deliği. Yüz, kasık, parmaklar ve koltuk altı da etkilenebilir.
Kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs) neden olur?
Teori 1 (yaygın): Dökülen kıllar, özellikle terleme varsa ciltteki deliklerden içeri girip deri altında birikir; 60–70 kıla kadar birikim bildirilmiştir. Çevresinde kistik yapı oluşur; reaksiyonel sıvı sinüs ağzından akarak kötü kokulu apseye yol açar.
Teori 2 (daha az kabul gören): Bölgede doğuştan bulunan kök hücrelerin hormonal etkilerle aktifleşip kıl üretmesi.
Kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs) belirtileri nelerdir?
- İlk evrede iç çamaşırını ıslatan akıntı (başlangıçta fark edilmeyebilir)
- Akıntının mikropla birleşip yeşilimsi iltihap halini alması ve kötü koku
- Bazen kanlı akıntı
- Makat çevresinde kaşıntı, kızarıklık, şişlik ve ağrı
- İlerlemiş olgularda oturma/yürümede güçlük, şiddetli ağrı
Kokunun nedeni iltihaplı apseleşmedir. Şişliğin boyutu biriken kıl miktarına bağlıdır. Bitkisel ve kanıta dayanmayan yöntemlerle zaman kaybetmeden uzman desteği alınmalıdır.
Kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs) için risk faktörleri nelerdir?
- Hareketsiz yaşam, uzun süre oturma (dik oturuş sıklığı azaltabilir)
- Obezite
- Yetersiz kişisel hijyen
- Aşırı terleme
- Aşırı tüylü vücut
- Jiletle kıl temizliği
- Kıl kökü iltihabına yatkınlık
Korunma için hareketli yaşam, dik oturuş ve düzenli tüy temizliği önerilir.
Kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs) tedavisi nasıl yapılır?
Önce apse boşaltılır; 1–2 ay sonra kıl dönmesi tedavisi uygulanır. Apse drenajı kısa sürede, küçük bir kesiyle ve iz bırakmadan yapılabilir; deneyimli genel cerrahi uzmanlarınca uygulanmalıdır.
Kıl dönmesi ameliyatı
Steril koşullarda, küçük bir kesiden gerçekleştirilir ve iz minimaldir. Mikro sinüsektomi (lokal anestezi, narkoz ve yatış gerektirmez) düşük riskli, 20–30 dakikalık bir işlemdir; hastanın günlük yaşama hızlı dönüşünü sağlar ve klasik cerrahiyle benzer sonuçlar verir.
Ameliyatsız kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs) tedavisi
Ameliyattan çekinen hastalar için ilgili bölgeye ilaç enjeksiyonu uygulanabilir; cerrahi kadar etkili değildir ve yineleme riski vardır.
Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.